Suriye gerçeklikleri

ABD’nin tartışılan çekilme kararı sonrasında muhtemelen bilinçli olarak oluşturulan kafa karışıklıklarını önlemek için bazı gerçekliklerin altını çizmekte fayda var. Tartışılabilecek bazı konular var; fakat aşağıda ele alacaklarımız bunlardan değildir:

Bir, çekilsin veya çekilmesin, hızlı çekilsin veya yavaş çekilsin ABD’nin orta ve uzun vadede PKK ile Suriye’nin kuzeydoğusuna istikrar getirebilmesi mümkün değil. ABD’deki bazı mahfillerin hüsnü kuruntularına rağmen, bu bölgede ABD’nin hamiliğinde oluşacak Suriye’nin toprak bütünlüğüne mugayir bir yapının ayakta kalması mümkün değil. ABD şimdiye kadar asgari riskle bu bölgede bulundu; bundan sonra ise bu doğrultuda ilerlemeyi tercih ederlerse riskleri artacak, yatırımları katlanmak zorunda kalacak.

İki, ABD’nin çekilme kararı Türkiye Fırat’ın doğusuna veya batısına milli güvenliği doğrultusunda operasyon yapma planını özünde etkilemiyor. Diğer bir deyişle ABD çekilsin veya çekilmesin Türkiye bu bölgedeki PKK varlığını hedef alacak. Trump’ın çekilme kararı sonrasında koordinasyonun artması beklenir. Fakat Washington’da ayak direyenler Trump’ın kararını kökünden değiştirse dahi, bu Türkiye’nin operasyon kararlılığını değiştirmeyecek. Milli güvenliğimiz ve bu yönde atacağımız adımlar müzakere konusu değil.

Üç, Türkiye bu bölgedeki operasyonunu PKK’ya karşı yapıyor, yapacak. Operasyon çerçevesinde dolaşıma sokulan “Kürtler”, “Suriyeli Kürtler” gibi kavramlar Türkiye’ye karşı birer psikolojik operasyon malzemesidir. SDG’nin YPG’den ibaret olmadığını hatta diğer grupların çoğunlukta olduğunu iddia eden bir kafanın, PKK’ya yönelik bir operasyonu Suriyeli Kürtlere karşı olarak lanse etme çabası ucuz bir provokasyondur. Hatta bu operasyon sonrasında PKK’nın baskısından ve kıyımından kaçmış ve Türkiye’de meskun Suriyeli Kürtler de kendi topraklarına dönebileceklerdir.

Dört, operasyon bölgesi ağırlıklı Kürt bölgesi değildir. PKK ABD’nin gözetiminde Arap çoğunluklu bölgeleri ele geçirmiş ve bu bölgelerde etnik temizlik faaliyetleri yürütmüştür. Buna rağmen Fırat’ın doğusunda elinde tuttuğu bölge Arap yoğunlukludur ve bırakın Arapları PKK’lı olmayan Kürtler dahi PKK’dan yaka silkmektedir. Bu bölgelerin PKK’dan temizlenmesi, bölgenin demografik yapısına uygun yerel yönetimlerin kurulmasına sebep olacak ve PKK’nın arkaik ideolojik-ırkçı yönetimi yıkılacaktır.

Beş, PKK ile müttefik kavramını aynı cümlede kullanmak uluslararası hukuk açısından suç teşkil etmektedir. ABD’li kurumların da teyit ettiği gibi YPG, PKK’nın koludur. Her ne sebeple olursa olsun ABD’nin de terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgüte yardım etmek, ilişkiyi müttefiklik olarak tanımlamak, bunu da NATO müttefiki Türkiye’ye bir alternatif olarak sunmak stratejik bir sığlık göstergesi olmanın yanında suçtur.

AKŞAM GAZETESİ