Muhalefetin Kürt seçmeni AKP'ye 'yakınlaştırma' taktiği!

24 Haziran seçimi öncesini anımsayalım:

■ CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, Muharrem İnce, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ederek seçim kampanyasını başlatmıştı.

■ İyi Parti’nin adayı Meral Akşener, Demirtaş’ın serbest bırakılarak adil bir seçim yarışı yapılmasın istiyor, MHP ile aynı milliyetçilik çizgisinde olmadığı mesajına özel bir önem veriyordu.

■ SP’nin Cumhurbaşkanı adayı Karamollaoğlu da Kürt sorununa barışçıl bir çözüm için önerilerini sıralıyordu.

■ Erdoğan bile, muhalefetin Diyarbakır’da basın toplantısında verdiği vaatleri doğrudan cepheye almamıştı.

Denebilir ki, bugünkü gibi o gün de Kürt düşmanlığından ödün vermeyen Doğu Perinçek dışında tüm Cumhurbaşkanı adayları, Kürt seçmene, ‘Kürt sorununda barışçıl çözüm’e ilişkin açıkça ya da ‘subliminal mesajlar’ verdiler.

SAVAŞ POLİTİKALARINA HAYIR DEMEK YERİNE!…

Bugün çok önemli bir yerel seçime gidilirken, yerel seçimlerde AKP-MHP ittifakını alt edeceklerini iddia eden CHP ve İyi Parti, 24 Haziran seçiminin tersine, Kürt seçmene AKP’yi “yeniden çözüm sürecine dönecek parti” olarak gösteren, “ilginç” ama anlaşılması çok zor bir seçim taktiği izliyor.

Erdoğan’ın, “Membiç, Fırat’ın doğusu, Kandil, Sincar” için “Bir gece ansızın gelebiliriz” moduna girmesi karşısında, “Savaş politikalarına, savaş harcamalarına hayır” diyerek muhalefet yapması beklenen muhalefet partileri, tersine bir yola girmiş bulunuyorlar. Hükümetin bu konuda lafla yetindiğini, gerçekte Erdoğan yönetiminin ABD ile pazarlık yaparak “çözüm sürecine dönmeye” çalıştığını iddia eden CHP ve İyi Parti, MHP’yi bile “sollayarak” aşırı milletçi odaklarla aynı çizgiye düşmektedirler.

CHP ve İyi Parti sözcüleri, “Andımız” tartışması ile AKP ile girdikleri milliyetçilik yarışı içinde daha da ilginç bir noktaya savruldular.

BÖYLE BİR PRANGAYI AKP BİLE ÖRGÜTLEYEMEZDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Andımız” tartışması içinde, “Ben Türküm ama Türkçü değilim. Ben Türkçülük yaparsam Kürt vatandaşımın da Kürtçülük yapma hakkı doğar” diyen konuşması üstünden CHP-İyi Parti muhalefetinin savrulduğu yer daha da açığa çıktı. Çünkü Erdoğan’ın bu çıkışını CHP ve İyi Parti, “PKK’ye verilmiş bir mesaj”, “Yeniden çözüm sürecine dönüleceğine dair bir niyetin ifadesi” olarak yorumlayarak, onu “suçlamaya” koyuldular. AKP’yi, “yeniden çözüm sürecini gündeme getirmeye yönelmekle” suçlamaya giriştiler. AKP’den, “Böyle bir şey yok. Fırat’ın doğusu, Kandil… bir gece ansızın gelebiliriz” açıklamalarını bile “asıl niyetlerin saklanması, ABD ile girilen gizli çözüm sürecinin üstünü örtme gayreti” olarak göstermeye giriştiler. Öyle ki, AKP ile HDP’nin ittifak görüşmeleri yaptığı bile İyi Parti tarafından açıkça iddia edildi!

Burada HDP’nin, Erdoğan’ın milliyetçilik açıklaması üstüne “Hadi öyleyse çözüm sürecine dönelim” içerikli açıklamaları da Kürt seçmende kafa karışıklığına yol açtı. Ama bu eleştirilerden herhalde en çok AKP ve Erdoğan mutlu olmuştur. Çünkü böyle, ciddi sonuçları olacak bir yerel seçime giderken, Kürt seçmene yönelik olarak AKP’yi böyle sempatik gösterebilecek bir propagandayı AKP bile örgütleyemezdi.

MİLLİYETÇİLİK YARIŞININ SAVURDUĞU YER

Çünkü Kürt halkının, HDP’lisi AKP’lisiyle, diğer partilerden taraftarlarıyla yüzde yüzünün “çözüm sürecine geri dönülmesi”ni istediğini sokaktaki çocuklar bile bilir. Bu yüzden de “çözüm için görüşmelere dönülmesi”ne hiç bir Kürt itiraz etmez.

Peki bunu herkes bilir de bunca yıldır politikanın içinde olan CHP ve İyi Parti’nin kurt politikacıları bilmez mi?

Elbette bilirler ama girdikleri milliyetçilik kulvarı onları öyle bir savunmuştur ki, onunla yarışayım derken AKP’ye hizmet eden bir çizgiye sürüklenmişlerdir.

Yerel bir seçime giderken milliyetçilik yarışına girmenin sadece AKP’nin (kısmen de MHP’nin) işine yaradığı da bir gerçektir. Hele de CHP’nin HDP ile öyle ya da böyle bir uzlaşma içine girmeden, ilerici demokratik güçlerle ortak platformda buluşmadan başarı şansının olmadığı da tartışmasızdır.

Kısacası, “AKP’nin çözüm sürecine geri dönmek istediği” propagandası, Kürt seçmen için, Kürt seçmenin bu çağrıya uyup uymayacağından bağımsız olarak, “AKP ile yakınlaşma” çağrısıdır. Ki, böylesi bir seçim öncesinde, bir partinin rakibine böyle bir iyilik yapması politikanın gerçeklerine de akla da aykırıdır.

CHP’de Öztürk Yılmaz’ın geldiği yer aslında milliyetçilikte ısrar ederse CHP’nin de varacağı yeri göstermektedir. Yani Öztürk Yılmaz, “Böyle giderse ben CHP’ye başkan olurum” diye boşuna umutlanmamıştır. Ama öyle anlaşılıyor ki, biraz erken ötmüştür!