Cumhurbaşkanı Erdoğan: Teröristlerle nasıl iş tuttuklarını çok iyi biliyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin terör örgütü PKK’nın elebaşları Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan için koyduğu para ödülüne gönderme yaparak, “Görünürde Kandil’deki PKK’yı terör örgütü ilan edip, elebaşları için ödül koyanların arka planda aynı teröristlerle nasıl iş tuttuklarını da çok iyi biliyoruz. Aynı örgütün namlularını ülkemize çevirmiş Suriye’deki mensuplarıyla kolkola girip, devriye gezerken Irak’taki elebaşlarını hedef gösterenler kendilerince bizi kandıracaklarını sanıyorlar. Hepsini gayet iyi biliyoruz” dedi. Erdoğan, dün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki Atatürk’ü Anma Programı’nda özetle şunları söyledi:

‘Yerimizi tekrar aldık’

– 600 YILLIK ÇINAR: Yıl dönümleri bize anma yanında geçmişten bugüne kapsamlı muhasebeler yapma fırsatı da verir. 1. Dünya Savaşı’nın ardından ülkemizi paylaşma girişimlerine şahit olduk. Mücadelemizin zaferle sonuçlanmasının ardından yeni devletimizle tarih sahnesindeki yerimizi tekrar aldık. 600 yıllık bir çınar devrilip epeyce küçülmüş olsa da, özü itibarıyla aynı mümbit coğrafya üzerinde taze bir fidanın boy vermesi, bu bir süreçtir elbette sıkıntısız yaşanması mümkün değildi. Nitekim ülke ve millet olarak bu sıkıntıları her alanda çektik. Doğrularıyla, yanlışlarıyla, bu dönemin tartışmasını milletimizin hafızası ve tarih yapmıştır, yapmaya da devam edecektir.

– BUGÜN NEREDE OLURDUK?: Gazi Mustafa Kemal’in kendi iradesiyle başlattığı ama provokasyonlar yüzünden vazgeçmek zorunda kaldığı çok partili hayata geçiş denemesini başarmış olsaydık acaba ülkemiz nereye giderdi? Mesela o dönemde kendi uçağımızı, otomobilimizi üretmiş, sanayimizi geliştirmiş, ihracatımızı büyütmüş olsaydık bugün nerede olurduk? 

– YALAN SÖYLEYEN TARİH: Tek parti yönetimine ilişkin acı hatıraları her birimiz kendi çocukluğumuzda babalarımızdan, dedelerimizden yakınlarımızdan dinledik. Bugünkü gençler tek parti dönemini ancak tarih kitaplarından, o da varsa, gazete, dergi arşivlerinden öğrenme imkânına sahiptir çünkü bize yalan söyleyen bir tarih anlatıldı, öğretildi. Türkiye 2. Dünya Savaşı’na girmemiştir ama savaşın tüm sefaletini, sıkıntısını yaşamıştır. Bu dönemde ülkemizi yönetenler milletimizi sadece büyük bir maddi külfetin altında ezmekle kalmamış, değerlerinin üzerinde kurduğu baskıyla da iyice bunaltmıştır.

– MECBURİ DEĞİŞİM: Belirli bir kesim tek parti devrinden çok partili hayata dönemin CHP yöneticilerinin iradesiyle geçtiğimizi iddia eder. 

Oysa ki bu değişim iradi değil, mecburi bir değişimdir. Tek parti ekibi elinden gelse Türkiye’yi Alman Nazizmi, İtalyan Faşizmi veya Sovyet Sosyalizmi’nden birine sürükleyecek bir zihin yapısına sahiptir. 

– TÜRKÇE EZAN: Ülkemizdeki bir  kesimin Türkiye’yi tek parti döneminin karanlık günlerine tekrar döndürme çabası ısrarla devam etmiştir. Bugün hâlâ tek parti dönemiyle adeta sembolleşmiş zulümlerden olan Türkçe ezanın, kamuoyu önünde savunulabiliyor olması işte bu özlemin, milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen bu husumetin bir işaretidir. 

– ABD’YE TEPKİ: Tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi bir yandan arkamızdan kurulan tuzakları bozarak, bir yandan hedeflerimize sıkı sıkı sarılarak tarihin önümüze açtığı yolda yürümeye devam ediyoruz. Görünürde Kandil’deki PKK’yı terör örgütü ilan edip, elebaşları için ödül koyanların arka planda aynı teröristlerle nasıl iş tuttuklarını da çok iyi biliyoruz. 

Aynı örgütün namlularını ülkemize çevirmiş Suriye’deki mensuplarıyla kolkola girip, devriye gezerken Irak’taki elebaşlarını hedef gösterenler kendilerince bizi kandıracaklarını sanıyorlar. Hepsini gayet iyi biliyoruz.

– BAŞLARINA YIKACAĞIZ: Kuzey Irak’taki terör yuvalarını birer birer dağıtarak Kandil’i de Sincar’ı da teröristlerin başına yıkma yolunda ilerliyoruz. Fırat’ın doğusundaki Suriyeli kardeşlerimizin bölücü terör örgütünün pençesi altında inim inim inlediğinin farkındayız. İnşallah çok yakında bu bölgedeki mazlumları da güvene ve huzura kavuşturacağız.

Âşık Veysel’i beğenmediler

Âşık Veysel’i kılığı, kıyafeti sebebiyle Ankara’nın merkezine almadılar. Bu örnekteki o kibirli yaklaşım daha sonra başörtüsü başta olmak üzere, pek çok konuda kendini göstermiştir. Niye? Âşık Veysel saf bir Anadolu insanı, bir aşık. Beğenmediler, Ankara’ya sokmak istemediler Âşık Veysel’i. Bu ülke bunları da yaşadı. Kendilerini milletten üstün görenler, hâlâ milli iradeyi aşağılamayı sürdürüyorlar. Darbeyi, vesayeti yücelten yaklaşımları sergileyenlerin ideal örneğinin hep tek parti dönemi olması boşuna değildir.

‘Suudi başsavcı, ipe un sermek için geldi’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa’ya hareketinden önce yaptığı açıklamada, bu seyahatte Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandıran ateşkes anlaşmasının 100. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenecek etkinliklere Türkiye’yi temsilen katılacağını ifade etti. Erdoğan, Paris ziyareti sırasında başta Suriye’de yaşananlar olmak üzere tüm insani dramları ortaya koymanın gayreti içinde olacağını ifade etti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile yakın zamanda yaptığı telefon görüşmesini de hatırlatarak, “’Fransa’da da karşılıklı fırsat bulabilirsek, görüşme imkanı yakalarız’ denilmişti. Paris’e gidince arkadaşlarımız karşılıklı görüşecekler, bir fırsat tesis etmeye çalışacağız ve ikili bir görüşmeyi yapacağız” dedi. 

Erdoğan, Kaşıkçı cinayetine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi: “Şu an itibarıyla elimizde herhangi bir belge, bulgu yok ama bilgi var. Bilgi, buraya gelen 15 kişi, şu anda artı 3’le 18 tutuklu. Bu 18 kişi veya daha kısa olarak 15 kişi kesinlikle bir defa hem faili biliyorlar hem de bu cesedin nereye götürüldüğünü biliyorlar. Suudi Başsavcı ipe un sermek için geldi. Konsolosluğa da gittin, neyi göreceksen veya görmek istiyorsan zaten orada herhalde elde etmişsindir ama ipe un sermeye gerek yok. Bu işin katilleri kesinlikle bu 15’in veya 18’in içindedir, bunu hiç başka yerde aramaya gerek yok.” – ANKARA Milliyet

Categories