Şırnak'ta tören sonrası patlayıcı yüklü 2 İHA düştü

AKP’nin korsan seçimle geçirmeye çalıştığı, binlerce hekimin çalışma hakkının elinden alınacağı 5. maddeyi, kamudan ihraç edilen, güvenlik soruşturması olumsuz gelen hekimlerle konuştuk.

10-11-2018 22:27

image

Nazlı Eda Piyade / @nazliieda_

AKP- MHP vekillerinin adeta korsan oylamayla Meclisten geçirmeye çalıştıkları, binlerce hekimi hedef alan torba yasa, Saray’ın toplumcu hekimleri bir cezalandırması olarak önümüze geldi. Meclis Sağlık Komisyonu’nda günlerce tartışılan, AKP’lilerin oylama dahi yaptırmadan geçirmeye çalıştıkları yasa tasarısı kamudan ihraç edilen ve güvenlik soruşturması olumsuz cevaplanan 7000 hekimin mesleklerini yapmalarının tamamen engellenmesi anlamına geliyor.

AKP yandaşları ve havuz medyası yasa tasarısını ‘Sağlıkta Şiddeti Önlemek’ ve ‘Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamudan ihraç edilen hekimler yeniden işe başlayacak ‘ olarak pazarlasa da, 5. madde hekimlerin kamuda çalışmalarının önünü tamamen kapatacak.

HEKİMLERE ÇALIŞMA YOLU TAMAMEN KAPATILIYOR

İhraç edilen ya da güvenlik soruşturması olumsuz gelen hekimlerin düzenlediği raporların idari olarak kabul edilmemesi ve ‘Yalnızca Sosyal Güvenlik Kuruluşu ile anlaşması olmayan özel sağlık kuruluşunda çalışabilirler’ denilmesi açıkca hekimlik görevlerini yapamamaları anlamına gelmektedir.

Devletin ‘sakıncalı’ ilan ettiği binlerce hekimin bir avuç özel sağlık kuruluşunda iş bulabilmesi ya da muayenehane açabilmesi gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Ayrıca ‘mecburi hizmet’ olarak çalışılması gereken 600 gün boyunca yeni mezun hekimler işsiz bırakılacak.

Meclis Komisyonu’nda günlerce tartışılan, Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) eylem ve nöbetlerle protesto ettiği torba yasayı ve yasalaşırsa işsiz kalacak hekimlerin yaşadıklarını kendilerinden dinledik. Kamu görevinden ihraç edilen ya da güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan hekimlerin ortak noktaları yapmak istedikleri meslekten alıkonulma nedenlerini, ne ile suçlandıklarını halen bilmiyor olmaları. 

‘İLK RED ALANLAR YA MUHALİF YA KÜRT HEKİMLERDİ’

2016 yılında Ege Üniversitesi’nden mezun olan Dr. İzge, 2017’nin Şubat ayında, ilk tercihi olan Diyarbakır’a atanmasından sonra yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Atamam yapıldıktan sonra, güvenlik soruşturmasını beklemeye başladım. Nisan ayında, aynı atama sürecinden olan diğer hekim arkadaşlarla, Sağlık Bakanlığı’ndan sürecimizi öğrenmeye gittik , fakat hiçbir sonuç alamadık. Henüz benim güvenlik soruşturmam cevaplanmamıştı fakat ilk redler gelmeye başlamıştı. Güvenlik soruşturması adı altında yapılan şeyin ne olduğunu ilk redlerde anladım. Red alanlar ya Kürt hekimler ya da muhalif hekimlerdi.”

Aralık 2017’ye kadar cevap bekleyen İzge, Aralık ayında işyeri hekimlik sınavını kazanarak, Ocak’ta işyeri hekimi olarak çalışmaya başladığını anlatıyor. Ataması yapılıp, güvenlik soruşturması gerekçesiyle bekletildiği 1 yıla yakın süre içinse “Bu 1 yıllık bekleyiş bazen olumsuz sonuç almaktan bile daha zorluydu. Bir yandan kendinizi bir yandan ailenizi güçlü tutmaya çalışıyor bir yandan ana akımın yarattığı baskıyla başediyorduk. Soruşturmaların hedefindeki kitledeydim; Kürt ve muhalif olduğum için olumsuz bir sonuç gelebileceğine kendimi hazırlıyordum fakat bu zamana kadar hiçbir gözaltı, dava ya da idari soruşturmam olmadığı için hayali istihbarat yaratamazlar herhalde diye düşünüyordum” diyor.

İşyeri hekimliğini kazandıktan sonra yaptığı iş görüşmelerinin ise çoğunlukla firmalar tarafından gelen “Soruşturman nasıl gelecek, ne bekliyorsun, insan kendini bilir” gibi ifadelerle baskı içinde geçtiğini belirten İzge, firmaların hem hekime ihtiyaç duyduklarını hem de güvenlik soruşturması bekleyen hekimlerle dahi çalışmaktan korktuklarını anlatıyor. Aslında bu bile AKP’nin “Özel hastanelerde çalışabilirler” aldatmacasını ayyuka çıkarıyor. Hekimler soruşturma sonucu beklerken dahi ‘sakıncalı’ ilan edilmeye, çalışılmak istenmeyen hekimler olmaya başlıyor.

‘YAŞADIĞIM İZOLASYON BİR ÖMÜR BELLEĞİMDE KALACAK’

Şubat 2018’de yani ataması yapıldıktan tam bir sene sonra güvnelik soruşturmasından ‘olumsuz’ cevabı aldıktan sonraki süreci ise şöyle anlatıyor:

“Olumsuz sonucunu aldıktan sonra dava açtım. Davalarda Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı savunmalar o kadar boş ve ezbere ki, kişisel hiçbir şey öne süremiyorlar, güvenlik soruşturmasınının ilgili maddesini söylüyorlar yalnızca. Hatta ben 73. dönem atamasında olmama rağmen benden 76. dönem ataması diye bahsedecek kadar ciddiyetsiz ve ezbere hazırlanmış halde. Mahkemeler ise bunları yeterli görüp yürütmeyi durdurma vermiyor, onlara kalsa, dava devam ederken atamamın yapılmamasının hayatımı etkileyen telafisi olmayan bir yanı yokmuş. Benim 1 yılı işsiz bekleyişim, aldığım 18 yıllık eğitim sonucu yaşadığım işsizlik süreci, bu yaşadığım izolasyonun etkisi  belki bir  ömür kalacak belleğimde.”

Olumsuz cevabı aldıktan sonra muafiyet alamadığını, red aldığı halde muafiyet alabilen hekimlerin durumunu emsal gösteremediklerini söyleyen İzge, “Bekleyin bir düzenleme gelecek, hem güvenlik soruşturmasıyla atanamayan hekimler hem de KHK ile kamudan ihraç edilen diğer meslek grupları için düzenlemeler yapılacak dediler, karşımıza çıkan ise ‘sağlıkla şiddet’ adı altında torba yasa ve 5. madde oldu” diyor. 

‘AKP VEKİLLERİ BİZİ TERÖRİST İLAN ETME CESARETİNİ GÖSTERİYOR’

Hekimlik ve tıp prensibinin pratikten beslendiğini, mezuniyet sonrası boşta geçen sürecin, ihraç sonrası süreçlerin mesleki olarak da hekimi zayıflattığını, etkinliğini azalttığını aktaran İzge 5. maddeyi ise şöyle yorumluyor:

“Önümüze koydukları torba yasa birçok maddesi ile yıkım getiriyor. Sağlıkta şiddet diye duyurdukları maddelerin hiçbiri de şiddet için caydırıcı önlenmler teşkil etmiyor. Bu yasa tasarısı ve 5.madde hekimlerin bütün haklarını ve yaşamlarını tutsak almakta.

‘BU HAMLELER AÇIKÇA TOPLUMUN MUHALİF KESİMLERİNİ AÇLIKLA TERBİYE ETMEYE ÇALIŞMAK’

“Ayrıca komisyon görüşmelerinde AKP vekilleri; mahkeme tarafından herhangi bir suçlama bulunmayan 7000 tane ataması yapılmayan hekimi ya da ihraç edilen hekimi “terörist” diye adlandırma cesaretinini gösteriyorlar. “

“Bu hamleler toplumun muhalif kesimini açlıkla terbiye etmeye çalışarak, geri kalan herkese, öğrencilere , gençlere göz dağı vermektir. Eğer biz bu korku kültürüne karşı koymassak yaşam hakkımıza kadar el uzatan bu uygulamalara ses çıkarmazsak sonraki nesillerinde yarınsızlığı oluruz. Bu korkuyla ya hiç kimse tıp okumak istemez , okuyanlarda toplumcu hekimlik yapamaz biat kültürü geliştirir. Bu yüzden artık hekimler, tüm sağlıkçılar bütün kamu emekçileri yada kamudan ihraç edilenler hep birlikte çalışma hakkımıza sahip çıkacağız, biz hekimlik onurumuz ve toplum yararına sağlık hizmeti yapmak için buradayız burada olacağız.”

‘DAHA ÖNCE BİR SUÇUM OLMASA DA BANA SIRA GELECEĞİNİ BİLİYORDUM, ÇÜNKÜ KÜRT BİR HEKİMDİM’

Çalıştığı şehrin en iyi travma cerrahlarından biri olarak tanınan Doktor Utku da AKP’nin OHAL sürecindeki ihraç ettiği hekimlerden biri.

Kamu ihraçları başladığında “Daha önce herhangi bir suçum olmasa da sürecin bana gelebileceğini tahmin ediyordum, çünkü Kürt bir hekimdim” diyen Utku halen ne ile suçlandığını bilmiyor. Şehrin son 2 yıldır tüm hastalarının kendisine sevk edildiğini, alanında iyi bir hekim olduğunu ve ihtiyaç olmasına rağmen neden ihraç edildiğini öğrenmek için Bakanlık, İl OHAL Komisyonu, İl Sağlık Müdürlüğü gibi çalınmadık kapı bırakmadığını ama bir cevap alamadığını ise şöyle anlatıyor:

“Hangi yetkiliye gitsem bir şey bilmediklerine dair yeminler ediyorlar, ne ile suçlandığımı soruyorum kimse hiçbir şey bilmediğini öne sürüyor. Zannediyorum beni ismimden dolayı attılar, ben başka hiç bir sebep bulamıyorum.”

‘İHRAÇTAN SONRA LİNÇ SÜRECİ BAŞLADI’

Utku, kamudan ihraç edildiği gün bir Tıp kongresinde olduğunu, 4 ve 6 yaşında iki çocuğuyla ne yapacağını bilemeden döndüğünü söylüyor. “Suçumun ne olduğunu bilmediğim için cezamın ne olacağını da bilmiyorum, belki tutuklanacağım ya da başka bir şey” diyen Utku, bundan sonraki süreci ise linç dönemi olarak tanımlıyor.

Devletin ‘sakıncalı’ ilan ettiği bir hekimin toplum tarafından da dışlandığını, diğer hekim arkadaşlarının dahi kendisiyle iletişim kurarken çekinceleri olduğunu söylüyor. “Kamudan ihraç edilmek” için çok ciddi bir suçu olması gerektiğini düşünen ailesi ise bu ihracı anlamlandıramıyor. 

Bu 2 yıllık süreçte çok yalnız kaldığını söyleyen Utku, özel hastanelerin de kendisiyle çalışmak istemediğini mecburen özel muayene açmak zorunda kaldığını söylüyor. Son ekonomik krizle birlikte işleri iyice kötüye giden Utku, şimdi tekrar özel bir hastanede çalışıyor. Ve 5. madde yasalaşırsa ne yapacağını bilmiyor. 

‘ÜNİVERSİTE BOYUNCA ÇALIŞMAK ZORUNDAYDIM’

2017 yılında Tıp Fakültesinden mezun olan Sercan, 8 çocuklu bir ailenin çocuğu. Babası geçirdiği bir iş kazası sonrası her iki kolunu da kullanamaz duruma gelip, malulen emekli olmuş. “Annem ve kollarında kalan son dermanla babam, ilmek ilmek ördüler eğitim hayatımı” diyor.

Üniversite boyunca; garsonluktan, inşaat işçiliğine çeşitli işler yapmak zorunda kalmış geçinmek için. Çok istediği bir hastaneye ataması yapılan, Sercan ‘güvenlik soruşturması’ gerekçesiyle işe başlayamayan hekimlerden. 1 yıl olmasına rağmen, köyüne gönderdikleri tebligat hala eline ulaşmış değil, Bakanlığı sürekli arayarak kendi çabalarıyla yerleştirilmediğini öğreniyor. 

‘BİN BİR EMEKLE BİTİRDİĞİM FAKÜLTEDEN SONRA İŞE BAŞLAYAMAMAK DERİN BİR KIRILMA’

“Ailemin desteğiyle, bin bir emekle bitirdiğim Tıp Fakültesi’nden sonra mesleğime başlayamamak hayatımda derin bir kırılma yarattı” diyor Sercan. Aklının ucundan bile geçmeyen şehirlerde iş aramak zorunda kaldığını, özel sağlık kuruluşlarında işe başlayabilmek için Bakanlık’a dilekçe yazdığını, Antalya’da özel bir klinikte çalışmaya başladığı sırada kaldırılan muafiyetinin geri getirildiğini söylüyor.

Ancak bunun bilgisini bile kendisi Bakanlık’ı günlerce aradıktan sonra öğreniyor. Bakanlık’ın herhangi yazılı ya da sözlü herhangi bir bildirimi yapılmadığı halde, tekrar mecburi hizmet yükümlüsü olduğunu öğreniyor. 

Mecburi hizmete atandığı halde devletin çalışmasına izin vermediği Sercan’ın çalışma izni iptal ediliyor ve zar zor bulabildiği işinden de ayrılmak zorunda kalıyor. Hakkında kesinleşmiş herhangi bir ceza olmadığı gibi hiçbir gözaltı ya da soruşturmanın dahi olmadığını anlatan Sercan, AKP’nin ‘darbe teşebbüsü’ bahanesiyle muhalif kesimi cezalandırdığını düşünüyor.

“Bedensel ve ruhsal olarak çöktüm” diyen Sercan ailesinin özellikle de annesinin bu süreçte çok yıprandığını söylüyor. Eğer yasa tasarısı kabul edilirse bir daha çalışma şansının kalmadığının söyleyen Sercan “Torba yasa dedikleri şey hekimlere duydukları öfkenin yansıması” diyor. Yurtdışında yaşama fikrinin hiçbir zaman olmadığını söyleyen Sercan, eğer burada çalışma şansı elinden tamamen alınırsa buna soğuk bakma lüksünün olmadığını da ekliyor.

‘6 YIL MECBURİ HİZMET BÖLGESİNDE İSTEYEREK HEKİMLİK YAPTIM’

9 yıllık hekim olan Kemal, kamudan ihraç edilen hekimlerden yalnızca biri. 9 yılın 6 yılını ‘mecburi hizmet bölgesi’ kapmasında yapan Kemal o dönemini şöyle anlatıyor:

 “6 yıl boyunca güvenlik güçlerinin dahi giremediği bölgelerden hasta aldım. Sıcak çatışma bölgelerinde yaralı askerlere müdahale ettim, dağ köylerindeki okullarda sağlık taraması yaptım. Mobil hizmet verebilmek için dağ yollarında araç kullanmayı öğrendim” 

SUÇU: AKP’Yİ ELEŞTİRMEK

Kemal tüm bu özverisine rağmen, tam da buradan sonra zor bir branşta asistan hekimliğe başladığı dönemde, hükümetin güvenlik politikalarını eleştirdiği için ‘terör örgütü propagandası’ yapmakla suçlanıyor.

“Hayatımda ilk kez Terörle Mücadele Şube (TEM)’ e gidip ifade verdim” hekim yalnızca AKP’yi eleştirmiş olmak ‘suçuyla’ Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Bu davadan 2. duruşmada beraat etmesine rağmen kamudan ihraç ediliyor. Uzun süre işsiz kalan Kemal, özel hastanelerden gelen tekliflere sağlığın ücretsiz kamu hizmeti olarak verilmesini düşündüğünden başlarda soğuk yaklaşıyor.

‘5. MADDE İMZACISI VEKİL, PENSİLVANYA ZİYARETİNDE’

“Hayatımı idame ettirebilmek için istemesem de özel hastanede çalışmaya başladım” diyen Kemal de 5. madde yasalaşırsa, işsiz kalacak.

“Yeni bir şehirde, yeni bir düzene alışmaya çalışıyorken önümüze konan bu madde eğitimle geçen 27 yılımı, çöpe atmam ve eğitimini aldığım hekimlik mesleğimi elimden alacak” diyen Kemal, yalnızca hükümeti eleştirdiği için ‘terörist’ olmayı kabul etmiyor.

“Onları eleştirdiğimde teröristim bu yüzden yaşamamam, ölmem gerekiyor, ama çok da terörist değilim o yüzden cezaevinde değil dışarda da ölsem olur diye düşünüyorlar” diyerek de süreci kendisi açısından özetliyor.

Kemal başlarda ‘FETÖ’ ile mücadele ediyoruz gerekçesiyle, hakkında herhangi bir mahkeme kararı olmamasına rağmen, ‘sakıncalı’ ilan edildiği için hekimliğini elinden alacak yasa tasarısında imzası olan AKP Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in Fethullah Gülen’i Pensilvanya’da ziyaret ettiğini hatırlatıyor.